Ölüm anılınca sakın ürperme!
Aman! Bunun da sırası mı deme.
Belki çok gençsin, ölümü sevmezsin,
Ama kadere boyun eğeceksin.
Bak! Yerin altında nice gençler var,
Sözlüler, nişanlılar, evliler var.
Canlıların ortak kaderidir bu,
Değişmeyen ilâhi kanundur bu.
Bütün canlılar ölümü tadacak,
Ölüm meleği canları alacak.
Sonra; teneşir, kefen, tabut derken…
İnsan kendini mezarda bulacak.
Ölümü yasaklayan kanunlar çıksa,
Bütün ülkeler bunu onaylasa,
Kanunlar, kararlar beş para etmez,
İlâhi kanuna karşı gelinmez.
Kim olursan ol sen de öleceksin,
O bembeyaz kefeni giyeceksin.
Benim diyen yiğitler yeraltında,
Ölümü tattı sultan Süleyman da.
İnsana, cinlere emir verirdi,
Kuşun, karıncanın dilin bilirdi.
Nice Lokmanlar, hekimler öldüler,
Onlar da karanlık kabre girdiler.
Ya Rab! Kimse kalmıyor bu dünyada,
En üst makamlarda oturanlar da..
***
Her gün Minâreden salâ verilir,
Filan öldü diye haber verilir.
Yakında bizim salâmız verilir,
Ahmet Tomor bugün öldü denilir.
Bir bir gidiyor dost ve ahbaplar
Hayal değil, birer gerçektir bunlar.
Bizim de kapanacak gözlerimiz,
Bizim de bağlanacak alt çenemiz.
Ruhsuz bedenimiz yerde yatacak,
Dostlar ürperip karşıdan bakacak.
Sararıp solacak güzel yüzümüz,
Konuşmaz olacak güzel dilimiz.
Ah kardeş! Ne hale gelecek insan,
Cenaze adını alacak insan.
Gelin dostlar gelin! Tevbe edelim,
Ne olur! Günahları terk edelim.
Başımızı örtelim kapanalım,
Nefsimizi, çevremizi aşalım.
Namazımızı düzenli kılalım,
Ne olur! Ölümü unutmayalım..